
İçindekiler →

Dünyada ve Türkiye’de kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada yer alan akciğer kanseri, genellikle geç evrede fark ediliyor. Uzmanlara göre hastaların yaklaşık yüzde 60’ı, hastalığın ileri safhasına gelene kadar tanı alamıyor. Bu durum, tedavi sürecini daha zor ve karmaşık hale getirirken, hayatta kalma şansını da önemli ölçüde azaltıyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taner Sümbül, bu gecikmenin nedenlerine dair önemli bilgiler veriyor. Sümbül’e göre, akciğer kapalı bir organ olduğu için hastalık erken evrelerde genellikle belirti vermez. Belirtiler başladığında ise çoğu kişi öksürük, göğüs ağrısı, kanlı balgam veya nefes darlığı gibi semptomları ciddiye almaz.
“Hastaların çoğunda hastalık, fark edilir belirtiler gösterdiğinde zaten ilerlemiş oluyor. Bu da erken teşhis ihtimalini ciddi oranda düşürüyor,” diyor Prof. Dr. Sümbül.
İlginç bir şekilde, birçok hasta başka bir sağlık sorunu nedeniyle hastaneye başvurduğunda, akciğer kanseri tesadüfen teşhis ediliyor. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri ise COVID-19 pandemisi sırasında yaşandı. Meyve Tüketimi, Kirli Havaya Karşı Akciğerleri Koruyabilir mi?
COVID-19 salgını boyunca hastanelerde sıkça çekilen akciğer tomografileri, kanserli dokuların tesadüfen saptanmasına yol açtı. Prof. Dr. Sümbül bu dönemde normalden daha fazla erken evre akciğer kanseri vakası tespit ettiklerini belirtiyor:
“Covid döneminde, hastaların akciğerlerini kontrol etmek için çekilen tomografiler sayesinde birçok tümörü erken safhada saptadık. Bu bizim için büyük bir fark yarattı.”
Sigara içmenin, akciğer kanseri gelişiminde hala en büyük risk faktörü olduğu bilimsel olarak net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Hem aktif hem de pasif sigara dumanına maruz kalan bireylerin riski belirgin şekilde artıyor.
Ancak sigara dışında da bazı genetik faktörler, çevresel maruziyetler ve hava kirliliği gibi unsurlar, hastalığın gelişmesinde etkili olabiliyor.
Tıbbi gelişmeler sayesinde, özellikle immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler (akıllı ilaçlar) son yıllarda akciğer kanseri tedavisinde başarı oranlarını artırmış durumda. Bu ilaçlar, klasik kemoterapiye oranla daha az yan etkiyle hastalığı kontrol altına alma potansiyeline sahip.
Akciğer kanseriyle mücadelede en etkili yöntemlerden biri de tarama programları. Özellikle yüksek risk grubunda yer alan bireyler (örneğin uzun yıllar sigara içmiş olanlar), düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) ile yılda bir kez taranarak erken teşhis şansı yakalayabiliyor.
Sağlık kurumları ve sivil toplum kuruluşları, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması için çalışmalar yapıyor. Erken evrede saptanan akciğer kanseri vakalarında, beş yıllık sağkalım oranı %60’lara kadar çıkabiliyor. Ancak geç evrede bu oran %10’ların altına düşüyor.
COVID-19 pandemisi sırasında yapılan akciğer tomografileri sayesinde birçok kişide akciğer kanseri tesadüfen tespit edildi. Bu dönemde normalden daha fazla erken tanı konulması, farkındalığın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Son yıllarda geliştirilen immünoterapiler ve hedefe yönelik tedaviler ise özellikle ileri evre hastalarda umut verici sonuçlar sağlıyor. Ancak her şeyden önce, hastalığın erken tespiti için düzenli taramalar ve toplumsal bilinçlendirme kampanyaları hayati rol oynuyor.
Akciğer Kanseri Genellikle Geç Teşhis Ediliyor: Erken Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli
Akciğer kanseri, sinsi ilerleyen ve çoğu zaman geç belirti veren bir hastalık. Belirtiler hafife alınmamalı; özellikle kronik öksürük, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi yakınmaları olan bireyler zaman kaybetmeden hekime başvurmalı. Erken teşhis, hayat kurtarabilir. Akciğer kanseri, dünyada en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biridir. Ne yazık ki bu hastalık genellikle erken evrelerde belirti vermez. Öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikâyetler ortaya çıktığında çoğu hasta bu belirtileri önemsemeyebilir ya da farklı nedenlere bağlayabilir. Bu da tanının ileri evrelerde konulmasına yol açar. Uzmanlar, hastaların yaklaşık %60’ında akciğer kanserinin ileri evrede teşhis edildiğini belirtiyor. Bu durum, tedavi sürecinin zorluğunu artırırken, sağkalım oranlarını da ciddi şekilde düşürüyor. Özellikle sigara içen bireylerin, bu tür semptomları ciddiye alarak zaman kaybetmeden doktora başvurmaları büyük önem taşıyor.