Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Hemoroid tedavisi, hastalığın türüne, derecesine ve kişide oluşturduğu şikâyetlere göre farklı yöntemlerle planlanabiliyor. Halk arasında basur olarak da bilinen hemoroid; kanama, kaşıntı, şişlik, ağrı ve makat bölgesinde dışarı doğru sarkma gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Her hemoroid vakasında ameliyat gerekmezken, ilerleyen veya tekrarlayan durumlarda girişimsel ve cerrahi yöntemler değerlendirilebiliyor.
Günümüzde ameliyatsız hemoroid tedavisi, lastik bant uygulamaları ve farklı cerrahi teknikler sayesinde hastanın durumuna göre çeşitli tedavi seçenekleri bulunuyor. Tedavide temel noktalardan biri ise yalnızca mevcut şikâyetin giderilmesi değil, hemoroidin türünün ve derecesinin doğru şekilde belirlenmesi.
Hemoroidler, anal kanalda normalde de bulunan damar ve destek dokularının genişlemesi, şişmesi veya aşağı doğru yer değiştirmesi sonucunda belirti vermeye başlamasıyla ortaya çıkar. Hemoroidler genel olarak iç hemoroid ve dış hemoroid şeklinde iki grupta değerlendirilir.
İç hemoroidler anal kanalın içerisinde gelişirken özellikle dışkılama sırasında kanama ve ileri evrelerde dışarı doğru sarkma görülebilir. Dış hemoroidler ise makat çevresinde oluşabilir ve özellikle içerisinde pıhtı geliştiğinde daha belirgin ağrıya neden olabilir.
Hemoroid hastalığında görülen belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle yalnızca tek bir belirti üzerinden tanı koymak doğru değildir.
En sık görülen hemoroid belirtileri arasında dışkılama sırasında parlak kırmızı kan görülmesi yer alır. Bunun yanında makat çevresinde kaşıntı, rahatsızlık hissi, şişlik, dışarı doğru çıkan doku ve bazı durumlarda ağrı görülebilir.
Ancak makattan gelen her kanamanın hemoroid olarak değerlendirilmemesi önemlidir. Bağırsak ve anal bölgeyi ilgilendiren farklı hastalıklar da benzer belirtiler oluşturabilir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan veya miktarı artan rektal kanamalarda tıbbi değerlendirme önem taşır. Mayo Clinic de bazı hastalarda başka sindirim sistemi hastalıklarının veya kolorektal kanser riskinin değerlendirilmesi amacıyla ek incelemelerin gerekebileceğini belirtiyor.
Hemoroid neden olur? sorusunun tek bir cevabı bulunmuyor. Kabızlık, dışkılama sırasında uzun süre ıkınma ve tuvalette uzun süre oturma hemoroidal dokular üzerindeki basıncı artırabiliyor.
Liften düşük beslenme, düzensiz bağırsak alışkanlıkları, gebelik, fazla kilo ve ağır kaldırma gibi durumların da hemoroid gelişimiyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle tedavi yalnızca hemoroid dokusuna yönelik bir işlem olarak düşünülmemeli. Bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi ve kabızlığın önlenmesi de basur tedavisi sürecinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Hemoroid tedavisinde uygulanacak yöntem hastalığın derecesine ve kişinin şikâyetlerine göre belirlenir.
Erken aşamalarda lif tüketiminin artırılması, yeterli sıvı alınması, kabızlığın önlenmesi ve dışkılama sırasında aşırı ıkınmadan kaçınılması gibi yaşam tarzı düzenlemeleri önerilebilir. Ilık oturma banyoları ve hekim değerlendirmesiyle kullanılan bazı lokal tedaviler de belirtilerin kontrol edilmesine yardımcı olabilir.
Şikâyetlerin devam ettiği durumlarda ise ameliyatsız hemoroid tedavisi olarak adlandırılan girişimsel uygulamalara geçilebilir.
Her hemoroid hastasının ameliyat olması gerekmez. Özellikle bazı iç hemoroid vakalarında muayenehane veya günlük girişim şartlarında uygulanabilen yöntemler tercih edilebilir.
Bunlardan biri lastik bant ligasyonu yöntemidir. İşlem sırasında iç hemoroid dokusunun tabanına küçük bir bant yerleştirilerek kan akımının azaltılması hedeflenir. Zaman içerisinde hemoroid dokusu küçülür ve ayrılır.
Bunun dışında skleroterapi ve infrared koagülasyon gibi yöntemler de belirli hastalarda değerlendirilebilir. NIDDK, lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve infrared koagülasyonu iç hemoroidlerde kullanılan girişimsel tedavi seçenekleri arasında sıralıyor.
Ancak yöntemin seçiminde hemoroidin evresi, kanama durumu, sarkmanın derecesi ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınmalıdır.
İleri derecede hemoroidlerde, sürekli dışarı sarkan dokularda, tekrarlayan kanamalarda veya diğer yöntemlerle yeterli sonuç elde edilemeyen vakalarda hemoroid ameliyatı değerlendirilebilir.
Cerrahi seçeneklerden biri hemoroidektomi yöntemidir. Bu yöntemde sorun oluşturan hemoroidal dokular cerrahi olarak çıkarılır. Bunun yanında stapler hemoroidopeksi ve hemoroidal arter ligasyonu gibi farklı cerrahi teknikler de bulunuyor.
Hangi yöntemin tercih edileceği bütün hastalar için aynı değildir. İç ve dış hemoroidin birlikte bulunması, hastalığın derecesi, daha önce yapılan tedaviler ve hastanın beklentileri cerrahi yöntemin belirlenmesinde etkili olabilir.
Son yıllarda sık araştırılan konulardan biri de lazerle hemoroid tedavisi. Lazer veya farklı enerji kaynaklarının kullanıldığı teknikler belirli hemoroid türlerinde seçenekler arasında değerlendirilebiliyor.
Ancak kullanılan teknolojinin tek başına tedavinin başarısını belirlediğini düşünmek doğru değil. Prof. Dr. Emre Sivrikoz’un hemoroid tedavisine ilişkin hasta bilgilendirmelerinde de tedavi yönteminin yalnızca kullanılan teknolojiye göre değil; hemoroidin derecesi, dış komponentin bulunması ve sarkmanın özellikleri gibi faktörlere göre seçilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Bu nedenle “lazer mi, klasik ameliyat mı?” sorusundan önce hastalığın hangi aşamada olduğunun belirlenmesi gerekiyor.
Hemoroid, proktoloji ve kolorektal cerrahi alanında sık değerlendirilen hastalıklardan biri. İstanbul’da genel cerrahi, kolorektal cerrahi ve proktoloji alanlarında çalışan Prof. Dr. Emre Sivrikoz da klinik çalışma alanları arasında hemoroid hastalığı, anal fistül, anal fissür ve pelvik taban hastalıklarına yer veriyor.
Hemoroid tedavisinde hastalığın yalnızca varlığı değil; kanama, sarkma, ağrı, dışkılama alışkanlıkları ve günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilerek bir tedavi planı oluşturulması önem taşıyor.
Tedavi sonrasında hemoroidin tekrar ortaya çıkma ihtimalini azaltmak için bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi önem taşıyor.
Liften zengin beslenme, yeterli sıvı tüketimi, kabızlıktan kaçınma ve dışkılama sırasında uzun süre ıkınmama günlük yaşamda uygulanabilecek temel önlemler arasında bulunuyor. Tuvalette gereğinden uzun süre oturmaktan kaçınmak da hemoroidal bölgedeki basıncın azaltılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle tekrarlayan kanama, sürekli dışarı çıkan hemoroid dokusu, şiddetli ağrı veya mevcut tedaviye rağmen devam eden şikâyetlerde kişinin kendi kendine tedavi uygulamak yerine hekim değerlendirmesine başvurması gerekir.
Hemoroid hastalığı tek tip olmadığı gibi tedavisi de tek bir yöntemden oluşmuyor. Bazı hastalarda beslenme ve dışkılama alışkanlıklarının düzenlenmesi yeterli olabilirken, bazı hastalarda lastik bant ligasyonu gibi girişimler veya hemoroid ameliyatı gerekebiliyor.
Bu nedenle tedavinin temelini, hemoroidin türünün ve evresinin doğru değerlendirilmesi oluşturuyor. Özellikle kanama gibi belirtilerde hemoroid dışında farklı hastalıkların da benzer şikâyetlere yol açabileceğinin göz önünde bulundurulması önem taşıyor.
Hafif hemoroid belirtileri yaşam tarzı ve bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesiyle azalabilir. Ancak devam eden veya tekrarlayan şikâyetlerin değerlendirilmesi gerekir.
Evet. Hastalığın derecesine göre lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve koagülasyon gibi cerrahi olmayan yöntemler uygulanabilir.
Hemoroid kanamaya neden olabilir ancak makattan gelen kanamanın tek nedeni hemoroid değildir. Tekrarlayan kanama durumunda altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir.
Hayır. Cerrahi tedavi daha çok ileri derece, tekrarlayan veya diğer tedavilere yeterli yanıt vermeyen hemoroid vakalarında değerlendirilir.